Ana sayfa Kamp Rehberi Ailece Çadır Kampına Nasıl Gittik

Ailece Çadır Kampına Nasıl Gittik

189
1
PAYLAŞ

Biraz geç kalmış bir yazılarımdan olsa da ilk gittiğim zaman eksik kalan bazı şeyleri ikinci sefer tamamlarım diye düşünmüştüm. Ancak fırsat bulabildim bu güzel kamp maceramı size anlatmak için.

Kızılcahamam; Ankara’nın kuzey batı kısmında bulunan İstanbul yolu güzergahında Bolu ili ile sınır olan şirin ve yeşil bir ilçe. Öyle yeşil ki sanki Ankara’nın bütün oksijen deposu burasıymış gibi doğası var. Kızılcahamam hakkında bir çok yazı yazdım ancak daha çok gezip görmem gereken yerleri olduğu için bitmiş sayılmaz.

Yaklaşık bir ay önce eşim ve kızım ile bir gece doğa ile baş başa bir kamp yapma fikrimiz vardı. Çadır kampı o kadar cezbedici bir fikir olduğu için önce ablam daha sonra annem ve babam da bize katılmak istediler. Bizim amacımız çadır kuralım, orman içinde olsun hatta balık yakalayabileceğimiz bir yer olsun. Çeşitli araştırmalar sonucunda Kızılcahamam sınırları içerisinde tarif ettiğim özelliklerde bir yer olduğunu öğrendim.

Hangi Kamp Yeri Burası?

Eski İstanbul yolu üzerinde Ankara şehir merkezine yaklaşık 110 km mesafede hemen yol kenarında özel bir kamp işletmesi olan Yayla Mocamp adında bir yer. İnternet üzerinde kolayca iletişim bilgilerine ulaşılabildiğim için gerekli incelemeleri yaptım ve bir kaç soru sormak için iletişime geçtim.

Kamp yerimizi bulduk ve sıra ilk defa kamp yapacak olan ailemin hazırlıklarına geldi. Hazırlıklar da tamamlanınca yola çıktık. Bir saatlik yolculuktan sonra  nizamiyesinden içeriye giriş yaptık. Kamp alanının ortasından bir dere geçiyordu ve üzerinden iki farklı köprü ile karşı tarafa kamp alanlarının olduğu tarafa geçilebiliyordu. Derenin aktığı yer ise ağaçların arasında harika bir göl. Derenin karşı tarafında ise bir tarafta karavanlar diğer tarafta ise çadırlar için yerler vardı.

İki Günlük Çadır Kampı

Kızım ve eşim dere içinde yüzen yüzlerce kefal balığını görünce hemen olta takımlarını hazırladılar ve ekmek ile balıkları kandırmaya çalıştılar. Onlar balık avı ile uğraşırken biz ise görevlinin göstermiş olduğu alana eşyalarımızı taşımaya başlamıştık. İlk işimiz kalabalık olduğumuz için çadırlarımızı kurmak, organize etmekti. Yemek hazırlıkları, yakacak odun toplama telaşı ve gölde balık tutma keyfi için görev paylaşımı yapıldı.

Ben eşim ile ormandan odun toplama görevi için elimizde küçük baltamız ile ormanın derinliklerine daldık. Aynı zamanda orman mantarı denk gelirse diye bir gözümüz zeminde kuytu köşelerde. Yaklaşık bir saatlik çalışma ile gece boyu bizi idare edecek odun toplayarak kamp alanına geri döndük. Bulduğumuz mantarları hemen bir kap su içine koyarak temizledik. İçlerinde çok fazla sineklenme olduğu için çöpe atmak zorunda kaldık.

Yemek yedikten sonra olta takımlarımızı hazırladım ve göl kenarında güzel bir yer bularak sazan için takımlarımızı suya bıraktık. Sazan balığı Avı teknikleri için buraya göz atabilirsiniz. Yaklaşık yarım saat sonra eşim tarafından güzel bir pullu sazan alıkoyduk. Kızımın ısrarları ile balığımızı mecburen çantamıza koyduk. Zaten bundan başka da hiç bir vuruş alamadık sevgili balıklar tarafından.

Akşam karanlık çökmeye başladıktan sonra büyükçe bir kamp ateşi yaktık. Bütün aile bireyleri ile ateş başında sohbet ve çay keyfi ile gece yarısına kadar oturduk. Küçük kızım ilk defa gece çadırda uyuyacağı için biraz tedirgin olmuştu ve huysuzluk yaparak bunu belli ediyordu. Kucağımda bir süre gezdikten sonra omuzlarımda uyudu ve çadırımız içindeki en rahat yatağa yatırdım. Sabaha kadar mışıl mışıl uyumaması mümkün değildi. Gece yarısı herkesin uykusu geldi ve çadırlara giderek sabah erken kalkmak için uyuduk. Ha bu arada vefakar köpeğimiz Cedric de bizimle birlikte gelmişti ve gece babam ve annemin çadırında özel yatağında uyuyacaktı.

Sabah uyandığımda annem ve babam erken uyanmışlardı ateşin başında ısınmaya çalışıyorlardı. Hava ne kadar sıcak olursa olsun eğer çadırda yatağınızın altı sağlam değilse uyurken üşüyebilirsiniz. Çadırda Rahat Uyku İçin İpuçları yazımı okuyabilirsiniz. Onlar da bu nedenle gece çok üşümüşlerdi. Ateşimizi güçlendirmek için tekrar ormana giderek biraz daha odun topladım. Güzel bir kahvaltı yaptıktan sonra balık için göle gittim. Fakat yine elim boş kaldı. Bazen düşünüyorum ben sadece gezeyim balık avı benim neyime 🙂

Öğlen vakitlerinde dönüş hazırlıkları yapılmaya başladı ve yola çıktık. Yayla Mocamp benim ve ailemin çok hoşuna gitti. Küçük çocuklar ile çadır kampı yapmak için bilinmesi gereken bazı bilgiler var. Bu bilgileri Çocuklar İle Kamp Nasıl Yapılır? yazımda daha önce bahsetmiştim.

Nasıl Gidilir?

Eski Ankara-İstanbul yolu üzerinde Kızılcahamam ilçesini geçtikten sonra Akyarma Geçidine tırmanıyorsunuz. Yaklaşık 4 km ilerledikten sonra sağ tarafınızda önce içindeki göleti hemen arkasından da Yayla Mocamp tabelasını görüyorsunuz. Ankara şehir merkezinden yaklaşık 110 km mesafe var. Büyük bir giriş ve park alanı mevcut. Resepsiyon daki görevliler size uygun bir yer hemen ayarlıyorlar zaten.

Yayla Mocamp genel görünüş

Bir Gecelik Kamp Ücreti Ne Kadar?

Haziran ayının sonuna kadar çok uygun fiyatı olan kamp alanı temmuz ayı ile birlikte zamlandı. Çadır alanında bir kişinin ücreti zamdan önce 20 TL idi. Temmuz ayı ile birlikte 50 TL lik bir ücret tarifeleri var. Fiyatların bu kadar artmasının nedeni Milli Parklar Genel Müdürlüğünün belirlemiş olduğu tarife imiş. Gerçekten çok fazla.

Zamdan önceki fiyat listesi. Fotoğraf: Tamer Türkücü

Daha sonra tekrar gitmiş olduğumuz Şahinler Milli Parkı gezisi ve balık avı yazısını en kısa zamanda yazacağım.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here