Paylaş

Bolu Çevresi Balıkları

Türkiye, doğal zenginlikleri yönünden bölge bölge, il il dile getirilmeye değer bir ülkedir. Üç tarafı türlü çeşit balıklarla dolu denizle çevrili ülkemizin iç suları da balık yönünden çok verimlidir. Yüzlerce gölün yanı sıra büyük nehirler, çay veya ırmaklar, binlerce küçük dereler ehemmiyetli birer balık kaynaklarıdır. Bu yatakların değil muhafaza ve geliştirilmesi, nasıl tahrip edildiği, hatta ettirildiği meselesi başlı başına bir konudur. Bu eleştiriyi sonraya bırakmak üzere biz yurdumuzun bir köşesini, Bolu ilimizi dile getirelim:

Nerede?

İstanbul – Ankara kara yolunun yarı yerinde bulunan Bolu ilimiz, doğanın bütün güzelliklerine sahip bir çevredir. Burada orman vardır, göller vardır, buz gibi suları olan yayla dereleri vardır. Romalılar devrinden beri bilinen ılıcalar vardır. Etraf tamamı ile ormandır. Türkiye’nin zengin ve gür ormanlarının bir kısmı Bolu çevresindedir. Buralar çam, köknar, kayın ve meşe ağaçlarıyla süslüdür.

Bolu ılıcaları bol sulu, daha çok çelikli ılıcalardır. İlk musluklardan dökülen sulara girmek biraz zorcadır. Banyolardaki suların sıcaklığı 42 derecedir. Biz konumuza dönerek bu ili daha çok balık zenginliği yönünden ele alacağız. Başta alabalık olmak üzere sazan ve yayın çevrenin başlıca balıklarıdır. Alabalık yatakları çoktur.

Karadere ormanlarındaki Karadere’de Anadolu köylüsünün (mercan) adını verdiği mavi – kırmızı benekli alabalıklar rahat avlanır. Karadere Bolu’nun kuzeyindeki ormanlardan çıkar, Düzce genlerindeki Yığılca’ya kadar kilometrelerce akar gider. Dere kenarları kamp kurmaya çok elverişlidir. Ormanın çevresi çok geniştir. Orman içindeki yerlerin isimleri de enteresandır: Sarı Mestan, Humus Karaderesi, Maden ve Gâvur Çarşısı dikkati çekecek isimlerdir.

15-20 kilometrelik akış boyunca Karadere’de yer yer çok büyük göletler göze çarpar. Bolu Karaçayırı’ndan geçerek kuzeye doğru akan ve kilometrelerce sonra Filyos çayına karışan Büyük Su’da temiz sazan balığı avlanır. Sazan balığının adı burada (Kasna) dır. Bolu ılıcaları üzerinden geçen Seben yolundan gidilen Köroğlu dağlarındaki sularda da alabalık avlamak mümkündür. Bu dağlar da çam ormanlar ile kaplıdır. Dağların doruğuna çıkıldıkça insanın kulakları uğuldar. Köroğlu dağlarından Aladağ‘da yapılan Kartalkaya Kış Sporları tesisleri önümüzdeki yıllar buraya bir çok turist çekecektir. Bu yıl için 200 yataklı otel hazırlanmak üzeredir. Kartalkaya Kayak Tesisleri şehre 47 kilometre mesafededir. Yol çok güzel çam ormanları içinden geçer. Manzara şahanedir. Yolun yarı yerindeki Sarıalan Yaylası görülmeye değer. Gözün alabildiğine uzanan yeşil çayırlar arasındaki koyun sürüleri, öbek öbek yayla evleri çok renkli ve değişik bir manzara gösterir. Sarıalan Yaylasını sulayan büyük derede bıyıklı sazan bulunur. Dağlardan inerek bu dereye karışan ince ve berrak sularda bol alabalık vardır.

Abant, Yedigöller, Sünnet Gölü ve Gölcük gölünde boyları 25-30 santimi bulan alabalık tutmak mümkündür. Buralarda avcılık ücrete tabidir. Sünnet Gölünün yakınındaki Çubuk Gölünde alabalık ve sazan balığı bir arada yaşar. Sünnet ve Çubuk Gölleri Göynük ile Mudurnu kazaları arasındadır. Abant Gölü Bolu’ya 38 kilometre uzaklıktadır. Yol asfalt ve manzara çok güzeldir. Buradaki alabalıklar kendine özgü bir türe sahiptir. Abant’ta avlanma ücrete tabidir.

Yedi Göllere iki yolla gidilir. Uzun olan yol MengenDirgine üzerinden gidilen 132 kilometrelik yoldur. Yedigöller’in çıkış ayağı Dirgineye akar. Bu ayakta da alabalık vardır. İkinci yol, Bolu Karaderesi doruğundan başlar. Yedigöllere mesafesi 48 kilometredir. Yol sık çam ormanları arasından geçer. Uçurumların kenarından geçen yol fazla virajlı fakat çok azametlidir.

Hangi Balıklar Var?

Yedi Göller küçüklü büyüklü yedi gölden oluşmuştur. İsimleri de şiir gibidir: Büyük Göl, Küçük Göl, Nazlı Göl, Sazlı Göl, Serin Göl, Derin Göl, İnce Göl… Yedigöller’den yalnız Büyük Gölde ücret ödenerek alabalık avlamak mümkündür. Gölcük suni gölü, Seben yolu üzerinde, Bolu ılıcalarına 7 kilometre mesafede çam ormanları içinde şirin bir göldür. Etrafta dekoratif piknik masaları ve ocaklar vardır. Tatil günleri çevreden gelenler burada balık tutarak yerler.

Ormancıların dinlenebilecekleri 16 yataklı bir misafirhane buraya ayrı bir güzellik verir. Karadere ormanlarından çıkıp Düzce’ye akan ve Efteni Gölünü oluşturduktan sonra Melen Suyuna karışan Katil derede çok büyük sazan balıklarının avı insana heyecanlı anlar yaşatır. Düzce yakınlarından geçen Büyük ve Küçük Melen sularında yalnız yayın balığı bulunur. Burada yayın avlayabilmek için bu suların özelliklerini ve balık yataklarını iyi bilmek lâzımdır.

Bolu ili barajları ile de meşhurdur. Şehre 7 kilometre mesafedeki Gölköy barajında çok sert ve iri sazan balığı yaşar. Av yasağı kalktığı zaman burası amatörler için güzel bir avlanma yeri olacaktır. Abant sapağına yakın Yumrukaya sulama barajında da balık vardır. Buradaki sazanlar avlanmak için elverişli fakat yemek için makbul değildir. Katil Dere üzerinde yapılan Hasanlar barajında çok iri ve iyi cins sazan vardır. Baraj çok derin ve çok büyüktür. Yapım esnasında yedi köy başka yere taşınmıştır. Bu barajda da 1976 yılı boyunca balık avı yasaklanmıştır.

Nasıl Yakalanır?

Genel kaide değişmemekle beraber her bölgenin kendine özgü balık avı usulleri vardır. Abant, Gölcük, Sünnet Gölü ve Yerdi Göllerde alabalık avcılığı mepsle yapılır. Anadolu köylüsünün kelebek dediği mepslerin 1 ve 2 numarası en iyi çalışanlardır. Zaten Su Ürünleri Kanunu da bu gibi yerlerde yalancı yemle çalışmayı âmirdir. Karaderenin bazı büyük göletlerinde de meps güzel çalışır. Fakat bazı yerlerde sular taşlar arasından akar. Burada meps çalışmaz. Böyle yerlerde yemli avcılık yapmak lâzımdır. Köroğlu dağlarındaki ince sularla Sünnet Gölü ve Yedi Göllerin çıkış ayaklarında daha çok solucanla yemli çalışmak lâzımdır.

Solucanla yemli çalışıldığı zaman iğnenin 4 veya 5 numara olması ve yemin iğneye büyük takılması lâzımdır. Büyük yeme daima büyük balık atladığından küçük alaların yakalanmaması da sağlanmış olur. Tecrübeli balıkçılar (büyük yem büyük balık tutar) derler. Sazan balığı mepse pek atlamaz. Bu balığın klâsik av şekli solucanlı yemli oltadır. Yemli oltanın düzenlenmesi balık tutulacak yerin şekline göre değişebilir. Hızlı akan sularla, çok küçük göletler yapan kaya diplerinde avlanma yapıldığı zaman, kısa beden, tek iğne, fındık şamandıra ve leblebi büyüklüğünde kurşun kıstırma kullanarak takım düzenlenir.

Bedeni, balığa gözükmeden uzun kamışla arzulanan yere usulca bırakmalıdır. Eğer orada balık varsa muhakkak yakalanır. Bazı yerlerde küçük şamandıra bile lâzım değildir. Durgun veya az akıntılı sularda gene şamandıra beden kullanılır. Şamandıra biraz büyük olmalıdır. Çok büyük şamandıra tavsiye edilmez. Suda gözükecek kadar olanı kâfidir. Yayın için kullanılacak beden basit serbest dip oltasıdır. Kıstırma 40-60 gram ağırlıktadır. Çok ağır kıstırma çamura gömüleceğinden tavsiye edilmez. Yayın takı- mında çelik çapraz iğne kullanmak lâzımdır. Yem genellikle iri solucandır. Yüz bedeninde daha çok kurbağa kullanılır. İyi bir kürekçi veya düzgün rölântisi olan bir motörle kaşık sürülmesiyle de yayın avlamak mümkündür.

Son Söz!

Dünyanın hemen her ülkesinde dereler temizlenip amatörler için balık üretimi sağlanırken, bizim dere ve göllerimizde tersine köylüsünden münevverine kadar, balıklarımızın yok edilmesi konusunda sanki birleşmişizdir. Cahil köylüler öylesine hoyratça balık avlarlar ki, dinamitten zehirli ota, karpitten sönmemiş kirece kadar bütün kötü ve yasak malzemeleri kullanırlar. Hiç bir ölüm aracı bulamazlarsa derenin yatağını değiştirerek işlerini görürler. İnanmak istememekle beraber, Su Ürünleri Kanununu uygulamakla yükümlü bir çok kimsenin, bir çok yerde eğlenirken yanındakilere nasıl olursa olsun balık bulmaları için emirler verdikleri söylenir durur. İşin asıl enteresan yönü de balıkları- mızın tutulmasıdır. Onları yok etmeye azmetmiş insanlara karşı yaşamlarını sürdürmek için direnip dururlar ve hayret edilecek bir inatla üremeye çalışırlar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here